Çarşamba, Ocak 19, 2011

Biraz da Kendimden Bahsedeyim

Ne zaman uyuyamasam ya da ne bileyim o degisik 'craving'i hissetsem, buraya geliyorum.

Aklimda cumleler kurmaya bayilirim. Ama onlari soze dokmeyi de yaziya dokmeyi de beceremem. Aslinda buna tam olarak beceriksizlik de denmez. Bazilarina gore bunu en iyi becerenlerdenimdir durust olmak gerekirse. Aklimdan gecenleri asla ilk bastaki halleriyle soylemezken yine de guzel cumleler kurarim, yine de bir seyler anlatmaya calisiyor ve basariyormus gibi gorunurum. Oyle ki, cumleler agzimdan cikarken aklimdan sunlar gecer: Acaba bu cumleyi bitirebilecek miyim? Bazen bitiririm, bazen bitiremem ama icten ice heyecan duymayi birakamam cunku o cumle benim icin bir maceradir. Ve de tabi ki dikkatim dagilir icimden cumlenin akibetini merak ederken. Ayni sekilde, acaba agzimdan neler cikacak diye heyecan duyarim cunku planlamam bunu. Planladiklarim planli sekilde cikmazlar ya da. Iste buraya, bu hislerle geliyorum ve her cumle benim icin tamamiyle surpriz oluyor.

Bunlar bir yana, bu hayatta en sevmedigim seylerden biri soz kesmek ve soz kesen insanlarla muhattap olmaktir. (Yazi yazmanin belki de en guzel tarafi, sozunuzu sizden baska kimsenin kesememesidir.) Bu tur insanlarin sozumu illa sesli olarak kesmesi gerekmez, dikkatinin dagildigini gozlesem bile rahatsiz olurum ve soyleyeceklerimi bitirmem. Soyledigim seyleri dinlemeniz icin onlarin cok ilginc olmasi gerekir mi? Sanmiyorum, ben sizleri sonuna kadar sabirla dinliyorum sevgili insanlar, ve inanin bana hicbiriniz (biraz daha insafli olalim; cogunuz) ilgincligin kapisini bile tiklatmiyorsunuz. Bu birazcik benim 'nasil muamele gormek istiyorsan oyle muamele et' felsefemden kaynaklanir. Evet, benim boyle bir prensibim vardir. Cok konusmam, cok yorum yapmam, cok yargilamam. Ama gosterdigim ilgiyi alakayi insanlarin hak ediyor olmasina ozen gosteririm. Esasinda bu prensip diger dusuncelerim ve iliskilerim icin de gecerlidir. Bana yalan soyleniyorsa, ben de durust olmak icin bir neden gormem, aldatiliyorsam aldatirim, ciddiye alinmiyorsam ciddiye almam, seviliyorsam karsiligini vermeye calisirim.

Bugune kadar insanlar, hakkimda gorus bildirirken onlara hic karsi cikmadim. Son derece acimasiz da oldular, yeri geldiginde bu elestiri kaldiran yapimdan yararlandilar da, istismar ettiler. Cok ciddiyim, bu sekilde soyle bir sey kesfettim: Insanlar, elestirmekten cok degisik bir haz aliyor ve bir kere izin cikti mi kendilerini durduramiyorlar. Ben kendini taniyan bir insan oldugum ve hayatta kimseye karsi olmasa bile kendime karsi durust olmayi ilke edindigimden dolayi bu elestiriler beni zerre kirmaz ama insanlarin bu istirmarci tutumu beni yorar. Bir arkadasim, yavas yavas -talihsiz sekillerde- kesfettigim uzere oldukca kompleksli, kendini oldugundan cok farkli gostermeye calisan ve bunu yaparken gulunc durumlara dusen bir insan oldugunu gosterdi. Bu arkadasim, ornegin, beni elestirmeye bayilirdi. Ve ben ona dur demedigim, dediklerini ciddiyetle dinledigim icin isi oyle bir yere getirdi ki, iletisimimiz bundan ibaret bir hal aldi. Ve ben, ona sadece bir kere gercek bir elestiride bulundum ve sonucundan benden nefret etti. Size hic oldu mu bilemiyorum. Insanlar da benim gibi, ne bulmak istiyorlarsa onu yapma prensibi edinse hayat hepimiz icin kolay olmaz miydi? Kuvvetle muhtemel olurdu. Insanlarin gozunu karsisindakini yerin dibine batirarak -tabi ki kendilerince batirarak, cunku genel kaninin aksine, baskalarinin sozleri insanlari yerin dibine batiramaz, ancak kendi eylemleri bunu basarabilir-, onun uzerine basip yukselme hirsi burumeseydi keske bu kadar kolay. Gercekten yuksekte durmayi basarabilselerdi.

Mukemmel oldugumu soylemiyorum. Insanlara sevgi ya da saygi da beslemiyorum, humanizmden pek nasibimi almamisim ben. Dolayisiyla yaptiklarimin 'insana deger verme' gibi bir ust motivasyonu olmadigi gibi ardinda 'cunku kendime saygi duyuyorum' gibi beylik bir arguman da yok. Yalnizca, bana yoneltilen hakli-haksiz tum elestirilerde, kendimle ilgili cizdigim resime dair ipuclari ararim. Gercege ne kadar uygun, benim istedigim gercege ne kadar yakin gibi noktalari tartar, gerekirse bir seyler degistirmeye calisirim. "Gerekirse" on-kosulunun, ben boyleyim abi degisemem, neysem oyum gibi bir sonuca ulastirdigini dusunuyorsaniz bu tartismayi yaniliyorsunuz, cunku daha once de belirttigim gibi, degisime inanirim ve gerceklesmesi icin cabalarim.

Ilginc bir sey geldi bunlari yazarken aklima. Arkadaslarimin bana sik sik soyledigi seyler, iyi elestiriler yani gercekten olmaya calistigim ama olmadigim bir insana dairmis gibi gelir. Ornegin, benim kendime cok guvenli oldugumu soylerler, onlarin aklindaki seyi daha onlar anlatamazken benim cok daha guzel acikladigimi soylerler, coolugumu bozmadigimi, ne olursa olsun korudugumu soylerler (bu ne demek ben de hala bilemiyorum) ve garip durumlardan, sevimsiz insanlardan kolayca ve guzelce kurtuldugumu soylerler. Butun bunlar, duyunca gururlandigim ama kendime ait gormedigim ozellikler. Dogruluklari ya da yanlisliklarindan ziyade bir seyi kanitliyorlar, bu yasima kadar aldigim elestirilerle olmak istedigim insani birlestirip bir karakter yaratmisim ve o karakter olmaya cabaliyorum, basariyorum da galiba biraz ulan. Bu, olmadigim bir insani oynuyorum sonucuna vardirmasin sizleri, kimse tam olarak olmadigi bir insani basariyla oynayamaz. Yukarida bahsettigim arkadas gibi bir noktada -en iyi ihtimalle- tokezler, duser, kendini acitir, etrafindakilerden utanir ve sonuc olarak kacar. Oysa benim formulumde, insan kendi ideal formuna ulasmaya calisir. Guzel taraflarini vurgularken kotu taraflarini daha iyileriyle degistirmeye cabalar. Oyley-mis gibi yapmanin, disaridan bakildiginda da, icsel olarak da, gercekten oyle olmaktan pek az farki vardir.

Zaten bu hayatta, kendinize cizdiginiz, olmak istediginiz insana bir adim daha yaklasmak icin degisme umudu olmadan uyanmanin ne anlami vardir ki?

O zaman The Dears'tan tum kirik kalplere gelsin mi gonul dostlarim... "All of this time, I thought I was crazy just because you told me so."

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder