Gecenlerde beni yazmaya itecek buyuk bir duygu ya da degisim yasamadigim icin yazmadigimi iddia ediyordum. Bu da dogru, dogru olmasina dogru da, biraz da kendimi engelliyorum.
Son zamanlarda aklimi kurcalayan bir takim sorunlar var ve bunlar benim hayati sorguladigim o sozde varolussal sancilarim kadar keyfi de degiller.
Hayatimin bir donemini bitirirken bu kez dort sene once oldugumdan cok daha temkinliyim ve ozgurum. Cunku beni bu dunyada en fazla kisitlayan seyden; -belki de herkese oldugu kadar- ailemden biraz uzagim ve sanirim daha berrak bir zihinle dusunebilmemi sagliyor bu.
Eskiden oldugu gibi bilincsizce karar vermis ya da tembelligime kurban gitmis de degilim, sadece bir kere gidince arkasi corap sokugu gibi geldi hala da onu tamir etmeye ugrasiyorum.
Kendime bir meslek secmem gereken zamanlarda, onume cikan engellerden yilmayip hala siddetle istiyor oldugum meslegi secmis olsaydim simdi daha mutlu olur muydum?
Pek sanmiyorum. Egri oturup dogru konusmak lazim, ben cabuk karar degistiren biriyim. Kararsiz oldugumu soyleyen cok olmustur ama konunun bu oldugundan emin degilim. Ornek vermek gerekirse, yirmi yedi yildir ayni isi yaptigindan bahsedildi bugun iki farkli kisinin, iki farkli ortamda. Ben kendimi dort sene boyunca ayni sehirde kalinca bile kapana kisilmis hissediyorum.
Bir baska nokta da, arkadas edinmek, o arkadasliklari devam ettirmek konusunda yeteneksizim. Anlamadigim bir nedenden dolayi, kisisel kin gutmedigim insanlar bile bana dusman oluyorlar. Nedenini anliyorum aslinda ama anladigim nedenler pek oz elestiri icermiyor acikcasi, bu da haliyle beni rahatsiz ediyor. Bunun nedeni tek tarafli bakmam mi yoksa o kisilere karsidan bakan insan oldugum icin goruslerim ekseriyetle saglikli mi bunu asla bilemeyecegim. Cunku insanlar konusma ve iletisme ozurlu. Ortaokul ve lise hayatimda da sorunlar yasadim, yasamadim diyemem. Ama universiteye basladiktan sonra oyle ilkel, oyle kompleksli, oyle kucuk insanlarla tanistim ve onlara oyle buyuk zamanlar harcadim ki kendime sasiyorum. Ustelik bu insanlarla, ortaokulda veya lisede basaramadigim kadar acik ve net konusmalar yapma, kendimi aciklama ve tartisma imkanim oldu. Karsimda suklum puklum olanlar arkamdan palazlandi ve bana kendilerince verebildikleri tek zarar zamanimi ve enerjimi harcamak ve uc bes arkadaslarini da beraberlerinde hayatimdan surukleyip goturmek oldu.
Insanlarla iletisebildigimi dusundugumu soylemistim degil mi? Bunu arkadassizliktan ve asosyallikten bahseden benden duymak sizi sasirtir mi? Belki de sasirtmamali. Her ne kadar insanlara, arkadasliklara ve sevdigim insanlara onlari hicbir seye degisemez ve onlarsiz yasayamazmis gibi baglanmasam da onlarla saglikli iliskiler kurmaya ozen gosteririm. Fakat sunu goz ardi etmemek lazim, benim saglikli iliski tanimimla onlarin saglikli iliski tanimi tabi ki birbirine uymuyor. Burada "ben" ve "digerleri" ayrimi yapmak ne kadar temiz, ne kadar guvenilir; orasi tartisilir. Yalniz bildigim bir sey var, benim yontemim modern dunyamizda, ozellikle cok daha duzgun, iyi egitimli, ekonomik seviyesi yuksek ve ust kalibrede ailelerden gelen arkadaslarimin oldugu steril ortamimdan dunyalar kadar farkli olan gercek dunyada tamamen gecersiz.
Insanlar durust degiller. Biliyorum bu asrin sirri degil de, durust olduklarini sandiklari anda ya da kendi kendilerine kalip da olaylari tartip, olcup bictiklerinde bile durust degiller. Sonra, insanlar korkunc kompleksliler. Tamam, etrafa hicbir renk vermek zorunda degilsin ama en azindan kendi eksiklerini, kiskancliklarini, ozlemlerini kendine itiraf edebilsen de soylenen laflari bu kompleksler cikip da olmadik bir anda miknatis gibi ustune cekmese, degil mi? Bir baska gercek, insanlar konusma ozurluler. Insanlar, karsilarindakini kirmak istemediklerini dusunuyorlar ve kirmamak icin de soylemek istedikleri seyi dolandirmayi seciyorlar. Insanlar dogru duzgun evet veya hayir demekten yoksunlar. Bir soru soruluyor ornegin sana, bir yere gitmek isteyip istememenle ilgili. A tabi gelirim diyorsun ama bu ilk istegin zamanla geciyor ve nasil arkadasimi kirmadan gitmeyebilirim diyorsun. Bu noktada korkunc yalanlar, atlatmalar, oyalamalar vesaireler gerceklesiyor. Sonuc? Gitmedin. Ama arkadasin son ana kadar geleceksin sandi ve gelmedigin anda yapacak hicbir sey kalmamisti. Peki insanlar neden bunun yerine, hissettikleri anda, fikirleri degistigi anda bunu acik acik dile getiremiyorlar. Soyleyeyim, insanlar korkaklar. Bir insan, bir insandir diyerek, herkesi sevindirmek, herkesin sevgilisi olmak, herkesin nabzina gore serbet vermek istiyorlar.
Gectigimiz dort senede, cok kandirildim. Bugun donup baktigimda kisiligi gelismis o kadar az insanla karsilastim ki artik aklim duracak. Sizlere noluyor? Kendinizi baskalari sizi sevmeden once sevmek bu kadar mi zor? Baskalarinin ne dusunecegine bu kadar mi muhtacsiniz? Siz bir seyi sevmiyorsunuz diye 'sizin gibiler' de ondan nefret etmek zorunda mi? Kucuk dusunuyor insanlar, onlerini gormuyorlar. Herkes taraf olma derdinde. Oturtup da karsisindakine sorununu acik acik anlatabilen yok. En basitinden, biriyle bir sorun yasiyorsunuz ama bu kisisel degil, diyelim paylasilan bir ortam ya da nesneden kaynaklanan bir sorun. Bunun cozumuyle ilgili alinan onemler, soylenen sozler bir kulaktan girip digerinden cikarken, bu sorun hemencecik bok varmis gibi kisisellestirilip inada bindiriliyor. Neden? Cunku bu gelismemis kisilikler, dunyadaki her seyi kendileri uzerinden degerlendiriyorlar. Onlarin canini sikan ve asla soyleyemedikleri seyleri karsilarindaki insanlar da ayni sekilde yasiyor ya. Ortada varolmayan bir sorun var ve bunun sadece onlar farkinda. Eh, onlar bu konuda kisisel tavirlarini da kuserek ya da inada bindirerek ya da basitce -istisnasiz herkesin yaptigi gibi- dedikodunuzu yapip kendilerini tatmin ederek cozecekler. Sizin de elinizde gerilen sinirler ve kopan ipler kalacak.
Of ne nefret kustum. Daha da kusucam.
Devami gelecek.