Yaklaşık bir sene geçmiş. Ama o bir türlü gelip de oldukça ahenkli ve çok işlevsel bir şekilde çok yakın duran harfleri doğru kombinasyonlarla aşındırıp manalı kelimelere, kelimeleri manalı cümlelere, bu cümleleri girişli sonuçlu, okuyana bir şeyler ifade edecek bütünlere dökememiş.
Dönüp yukarıdaki paragrafı okursam gözüme bir şey takılıyor: Okuyan. Burada, okuyan kaygısı duymamak istiyorum. Ama bu kaygıyı asla bırakamayacak da olabilirim, çünkü dönüp kendi yazdıklarımı sık sık okuyorum. Okuyan derken kendimden bahsediyorum. Kendimden üçüncü tekil şahısmışım gibi bahsetmem, kendimden bahsettiğim gerçeğini değiştirmiyor. Eskiden söylediklerim, yaptıklarım ve yaşadıklarımın ağırlığının üzerime binmesinden çok sıkıldım. Binip de napıyor? Bir şey yaptığı yok; nefesimi kesmiyor, belimi bükmüyor. Bir şey yaptığı yok işte ama düşüncelerim dönüp dolaşıp derinlere inip rüzgarda salınan perdeler gibi geçmişte kalan şeylere dokununca ürperiyorum. Dileğim o perdelerin bomboş, kocaman odalara açılması ve ne yönden, ne şiddette bir rüzgarla eserse essin uçlarının hiçbir şeye dokunmaması.
Dönüp yukarıdaki paragrafı okursam gözüme bir şey takılıyor: Eskiden. Eskiden dediğim şey, bugün, şu an, bu klavyeye basan parmaklarımla eskiden benim olan ve çok yakında hiç benim olmamış olacak bir yatakta uzanırken teşkil ettiğim gerçeklik ve şimdilik öncesinde kalmış her şeye tekabül ediyor. Eskiden yaşanmış her şeyi varsayılan ayarlar olarak kabul edip, her gün yeniden doğar gibi uyanmak istiyorum. Kendimi böyle hissettiğim zamanlarda çok uyuma durumum var. Evet, aslında her zaman çok uyuyorum ama böyle zamanlarda uyumayı kendime hak görüyorum. Çünkü düşünmek istemiyorum ve çok rüyalı dönemlerine girene kadar bu çok uykulu dönemler bana sonsuz sade bir boşluk ve geçici bir kaçış sağlıyor.
Dönüp yukarıdaki paragrafı okuyunca gözüme bir şey takılıyor: Uyku. Dünden veya bugünden kaçmak yerine yarının dün üzerine eklenerek getireceklerini engellemek amacı güden, gerçek bir uyku istiyorum. Hayatımda her şeyin bu kadar iyi ve bu kadar kötü gittiği, bu kadar tıkır tıkır işleyen ve fakat aynı zamanda bu kadar belirsizliğin ard arda sıralandığı bir başka dönem olmamıştı. Söylediklerim ne kadar anlamsız bir bütün oluşturuyor ve akılda bir şey canlandırmıyorsa hayatıma uzaktan bakınca ben de o kadar anlamsız bir bütün görüyorum.
Bundan böyle ortaya çıkacak sonuçtan memnun kalıp kalmayacağımı çok sorgulamadan adım atmak istiyorum. O yüzden geldim, mükemmel kombinasyonları araştırmadan harflere bastım. Her zaman istediğim ve istemeye devam edeceğim, doğrusallık ve istikrarı elde etmenin yolu buymuş gibi geliyor. Bundan böyle yapacağım bunu da diyemem, sonra verdiğim sözleri tutmamış oluyorum ve kendimden iyice soğuyorum. O yüzden, tek diyeceğim, bugün geldim ve bu harflere rastlantısallıkla çok yakınsak bir şekilde bastım. Darısı yarınların başına.