Cumartesi, Aralık 04, 2010

Gun

Bazi gunleri digerlerinden daha ozel yapan seyler var. Bu seyler aslinda kendi baslarina hicbir onemi olmayan, sadece dogru zamanda ve dogru yerde gerceklesen seyler.

Boyle gunlerde yataga yatiyorum ve kafam dusuncelerle dolup tasiyor. Ya da soyle, gun dogmadan yataga girmek bile istemiyorum. Ya da yataga ayik girmek istemiyorum.

Bazen o kadar cok konusuyorum ki hepsi gece yatinca siraya girip agzima siciyor. Bilgi kumulatif diyorum sonra sence acaba egitimin kalitesi arttigi icin mi gencler daha az dindar, yoksa olum korkusu dini durusu kontrol ediyor da insanlar yaslaninca ondan mi daha dindar oluyor diyorum. Bunun bir cevabi olmasa gerek. Beyaz bir kefene sariliyorum iste sonra, dunya ikiye ayriliyor ortasindan. Her yer yesil ve kuslar var. Haraketsizce bosluga bakiyorlar. Cunku iyilerle kotuler savasiyor ve savas insanlarin kafasini bosaltan bir sey. Fakat pek cok sanat akimi, bilimsel yenilik, yeni yasam standartlari ve yeni adetler; diyorum savas olmasaydi hic ortaya cikmayacakti bile.

Sehrin bir sesi var, bunu biliyor musunuz? Yani tamam hepiniz biliyorsunuz sehrin sesi oldugunu ama bunun bir sarkiya donustugunu gercekten hissettiginiz oldu mu? Mesela kalabaligin ortasinda oturuyorum iste, insanlar hamurumsu bir maddeden yapilmislar. Konusuyorlar, guluyorlar. Dikkatleri dagiliyor. Mimikleri var. Of, herkes nefes aliyor. Nasil da nefesim kesiliyor. Insanlarin her saniye hayatta kalmak icin yapmak zorunda olduklari bir sey olmasi beni oyle etkiliyor ki. Goz kapaklarini acip kapiyorlar fark etmeden hem de oyle sik, istesen de unutamazsin, fark edersin. Ama etmiyorlar iste. Etmiyorlar. Cunku unuturlarsa gozleri kurur ve yanmaya baslar.

Sonra sehir, arabalar, onlarin kornalari, egzoslari ve sileceklerinin sesiyle dolup tasiyor bir anda. Korna calarak neyi cozebilecegini umuyor bir surucu? Bence dusunmuyor, orgazma ulasmadan onceki son saniyede kendini kendi vucudunun ritminde kaybeden bir hayvan gibi. Algilari da gozleri gibi kulaklari gibi tikali. Insaat makinelerinden cok etkileniyorum. Cylonlarin atalari ya iste onlar, gizli gizli komplolar kuruyorlar. Komplo dedigimiz de zaten tanimi geregi gizli degil midir ki? Iste ben onlarin kendi aralarindaki fisiltilari da duyuyorum.

Gunlerdir yikanmamaktan kalinlasmis sac tellerinin birbirine degisini hissediyorum, tirnak diplerinde kalan yaglarin, bir senenin her gunu ayni ayakkabiya tikilmaktan sararip kalinlasan mantarli tirnaklarin, egzamali parmak aralarinin hepsini goruyorum, hepsinin kokusunu aliyorum.

Sehir cok garip bir sey. Ben bir sehirliyim. Ben yagmurda kalip pis kokmus 100 adamla bir otobuse dolustum. Ben trafikte sikisip kalan aracin icinde iki saat hicbir sey yapmadan oturdum ve disariyi seyrettim. Ben metroda yanimdan gecen kadinlarin parfumlerini tahmin ederim. Ben alisveris merkezlerinde yuzlerce kadinin uzerine giyip cikarttigi bluzlari dener, bazen de alirim. Ben icime kirli bir hava ceker ve olumsuzlugun hayalini kurarim; on adim otemdeki denzide yuzememekten gocunmam. Ilk ickimi de ilk uyusturucumu liseme iki adim uzaklikta yerlerde denemis olmaktan da neredeyse gurur duyarim. Kucuk sehir insanlarini kucuk gorurum ama koy hayatina methiyeler duzerim.

Muzik. En cok muzigi ozleyecegim, yani gittigimde. Iste oyle cok seviyorum ki onsuz olum bile dusunemiyorum. Bu konulara girmeyecektim. Bu kocaman karnavalin ortasinda oturuyorum ben. Yalnizliklar icin cok kalabalik olsam daha az bayagi olabilir miyim dersiniz? Bulutlar kirpiklerime degmiyor cunku burasi bir masal alemi degil. En atesli sevisme bile bir an once kendini temizleyebilmek icin tuvalet kagidi aramanla sonlaniyor. Babalar cocuklarina sahip oluyor, kadinlar kocalarinda bulamadigi tatmini is arkadaslarinda ariyorlar, mi? Insanlar birbirlerine gercekten dokunuyor mu? Kucuk ve dindar bir mahallede ya da kasabada yasadigin icin, dislanmamak icin sirf, inanmadigin bir tanri ugruna her cuma yerlere kapaniyor musun? Abdest almadan once 31 cekiyor musun? Kimse bakmadigi icin burnunu karistirip sonra cikanlari agzina goturuyor musun? Tabagini yaliyor musun? Kulagini kasiyor musun?

Insanlar konusuyor. Hepsini bir anda sustursak evrenin sesini duyardik, hic dusundunuz mu? Bomba atildiktan sonra Hirosima oyle sessiz olabilmis midir? Yoksa hemen hayatta kalanlar gidenlere agit yakmaya baslamis midir? Olume neden bu kadar uzulur acaba insanlar diye dusunuyorum bazen. Ve hayir, gidenleri ozleyecekleri icin olduguna zerre inanmiyorum dostlar. Herkes, kendi olumu yuzune carpildigi icin agliyor. Size soyluyorum. Herkes kendini dusunuyor ve kimse iletisim kurmayi umursamiyor. Neden kendimizle barisamiyoruz? Neden ic sesimizi susturamiyoruz? Neden cinsel istegimizi bastiramiyoruz?

Neden ben benim de sen degilim? Neden ben Turkum de Japon degilim. Neden gobegim bacaklarima degiyor da hala bu patates kizartmasini agzima goturuyorum. Neden kendimi boylesine ozel goruyorum? Bence bir insan kendi dusuncelerinin tamamina erisimi oldugu icin ve digerlerininkine hic erisimi olmadigi icin kendini boyle ozel hissediyordur. Oysa Freud diyor ki kendi bilincimizin tamamina erisimimiz yoktur. Bilmiyorum. Cevaplari merak etmiyorum. Neysem oyum. Sadece hayallerim gerceklessin isterim. Isime bakarim. Gencler hic yaslanmayacaklar sanirlar. Yaslilari hor gorurler ya da onlara anlamsiz bir sevgi, saygi beslerler. Bugun neden ben benim de otuz sene sonra ben olmayacagim?

Uzaydaki diger canlilari gorebilmek isterim. Kafam karisik. Ben, bazi sehirlerin muzigini digerlerine tercih ederim. Cunku burada Sakarya'dan Kizilay'a yuruyen bir garsonun ucuz kosele ayakkabisinin topugu dover yampiri kaldirimlari, oysa Isvec'te 1 metre bacaklara gecirilmis H&M stilettolar. Mavi gozler mavi gozlerin uzerine duser, beyaz Nivea kokulu tenler deger sadece birbirine. Tamamen yabanci bir insanla seks yapacak olsaniz bile en azindan pis kokmayacagini bilirsiniz agziniza alacaginiz seyin. Bilir misiniz? Ben bilmem, hic yapmadim ki. Utaniyorum. Yasayamadigim seyler icin utandigim kadar hic utanmadim yaptiklarim yuzunden. Yanlis bildiklerim, yanlislikla soylediklerim icin de sik sik utanirim ama. Boyle gecelerde, anlamsizca yatarken yatagimda aklima gelir utanc verici bir anim ve bir anda basimdan asagi kaynar sular dokulur. Ooof, cok aptalim cok aptalim derim sesli bir sekilde. Sinirli sinirli gulerim, Ingilizlerin dedigi gibi ya da, giggle. Kikirdamak desem yine olmayacak. Dilimizde olmayan kelimeler icin de kizginim mesela, olanlarla hic sorunum yok.

Bana soyledigin seylere inanmiyorum. Hayallarimin oznesi olmayi sen de beceremedin. Ve ben oznemi asla bulamayacagim. Beni sevdigini zannetmen sana iyi geldigi icin beni sevdigini zannettigini biliyorum. Cunku hissetmek her zaman hissetmemekten daha karlidir. Hayallerimde ne cok eve girip ciktim, ne cok bedenin icime girmesine izin verdim. Ne cok yol yurudum, ne kadar cok guldum, ne cok dansettim, ne cok sarki soyledim. Hangi dudaklarla birlesti dudaklarim, pek coguyla henuz tanismadim.

Simdi kirpigimi aldim dustugu yanagimdan ve bir dilek diledim. Hayir, dilemedim. Ben dileklere inanmam.

Hayatimda duydugum en guzel cumleydi bu: 'Anlayan' biriyle konusmak guzeldi.





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder